11 Haziran 2016 Cumartesi

Kamu Hizmeti Kavramı ve İşletilme Usulleri

    
     Kamu hizmeti ve işletilme usulleri birçok hukukçu tarafından birçok kez ele alınmış bir konudur. Bu makale de bu hukukçuların bize anlattıklarının ışığında kamu hizmetini yorumlayacağız. Öncelikle kamu hizmetinin tanımını yapmamız gerekirse; Kamu hizmeti, bir kamu tüzel kişisi tarafından üstlenilen ve doğrudan doğruya onun tarafından veya onun görevlendirilmesi ve denetimi altında bir özel kişi tarafından yürütülen kamu yararı amacına yönelik faaliyetlerdir. Tanıma dikkat ettiğimiz zaman faaliyetin kamu hizmeti olarak kabul edilebilmesi için bazı şartları taşıması gerektiğini görüyoruz.
     En önemli şart faaliyetin kamu yararı içermesidir. Günümüzde birçok faaliyet bir kamu tüzel kişisi tarafından yürütülse bile kamu yararı içermeyebilir buda onu dolayısıyla kamu hizmeti kategorisinden çıkarmış olur. Bu konuya örnek verecek olursak belediyeler tarafından bir arazinin ya da belediyeye ait herhangi bir yerin özel hukuk kişisine kiralanması bir kamu hizmeti değildir. Bunun sebebi kamu yararına bir faaliyetin gerçekleşmemiş olmasıdır bu belediyeye bir gelir sağlayacaktır.
     Ayrıca kamu tüzel kişilerinin kendi çıkarlarını gözeterek yaptığı işlemlerde kamu hizmeti olarak kabul edilmez. Farz-ı misal şans ve talih oyunları gibi faaliyetler kamu tüzel kişisi tarafından gerçekleştirilse bile kamu yararı sağlamadığı için kamu hizmeti sayılmaz.
     Diğer bir şart ise faaliyetin bir kamu tüzel kişisi ya da onun denetimi altında olan bir özel hukuk kişisi tarafından yürütülmesidir. Peki kamu tüzel kişisi kimdir?  Kamu tüzel kişiliği, kanunla ya da kanunun açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak kurulan, üstün ve ayrıcalıklı yetkilerle donatılmış, malları, gelirleri ve personeli ayrı bir statüye tabi tutulmuş kuruluşlardır. Belediyeler, Yükseköğretim Kurumları (Üniversiteler) ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nu örnek olarak gösterebiliriz.
     Bu şarta baktığımız zaman yürütülen faaliyet kamu yararı içerse bile eğer kamu tüzel kişiliği tarafından yürütülmemişse kamu hizmeti sayılmaz.  Örneğin mahalle yönetimi tarafından yürütülen bir kamu hizmeti faaliyeti kamu tüzel kişiliği tarafından yürütülme ilkesini karşılamadığı için kamu hizmeti sayılmaz.
     Özel hukuk kişisi bir kamu hizmeti faaliyeti yürütüyorsa bu faaliyetin kamu hizmeti sayılabilmesi için mutlaka bir kamu tüzel kişisinden aldığı izinle ve onun denetimi altında bunu yürütmelidir. Yukarıda kamu tüzel kişisi olarak Yüksek öğretim kurumlarını vermiştik, buna dayanarak özel hukuk kişisi olarak özel üniversiteleri örnek olarak verebiliriz.
     Eğer özel hukuk kişisi hiçbir kamu tüzel kişisi ile bağ kurmadan kendi karar verme yetkisi ile bir kamu hizmeti faaliyeti yürütüyorsa bu kamu hizmeti sayılmaz. Örneğin hayırsever bir vatandaşın ramazanda iftar çadırı kurdurması her ne kadar kamu hizmeti amacı gütse de kamu tüzel kişiliği olan belediye tarafından yapılmadığı için kamu hizmeti faaliyeti olarak kabul edilmez.
Kamu Hizmetleri Ayrımı
     Diğer bir konu ise kamu hizmetlerinin kendi arasında ikiye ayrılıyor olmasıdır; idari kamu hizmetleri ve sınai-ticari kamu hizmetleri.  Ancak hemen belirtmek isterim ki bir kamu hizmetinin idari kamu hizmeti olması bir kuraldır. Sınai ve ticari kamu hizmeti olma durumu bir istisnadır. Bu istisnanın gerçekleşmesi için bir kamu hizmetinin aynı anda üç şartı yerine getirmesi gerekir birini bile yerine getirmiyorsa bu hizmet idari kamu hizmeti kabul edilir. Bu şartlar ise şunlardır; Konu şartı, finansman biçimi şartı ve işletme usulü şartı.
     Bu ikiye ayrım kamu hizmetlerinin tek bir hukuki işleme tabi olmasına mani olur. Şöyle ki idari kamu hizmetleri kamu hukukuna tabidir ve uyuşmazlıklar idari yargıda karara bağlanır; sınai ve ticari kamu hizmetleri is kural olarak özel hukuka tabi olur ve adli yargıda yargılanır.
Kamu Hizmetleri İlkeleri
     İncelememiz gereken diğer bir konu ise kamu hizmeti ilkeleridir.  Bu ilkeleri tek tek ele alacağız. En önemli ilkelerden biri devamlılık ilkesidir. Bu ilke kamu hizmetinin aksamasından doğan zararları önlemeyi amaçlar.  Kamu hizmetleri düzenli ve sürekli bir şekilde devam etmek zorundadır. Memurlar için konulmuş grev yasağı bu ilkeye dayanır.
     İkinci bir ilke değişkenlik ilkesidir.  Toplumlarda; toplumsal, ekonomik ve teknolojik şartlar değişkenlik gösterebilir. Yeni yaşanan olaylar yeni teknolojiler ve zamanın gereklilikleri bazı uygulanan hizmetlerin değişimini zorunlu kılar. Bu sebeple buna uyum ilkesi de diyebiliriz . Örnek olarak da belediyelere bağlı olan itfaiye birimlerinde ki değişimi gösterebiliriz.  Önceden kullanılan tulumbaların yerini artık modern itfaiye araçları almış durumda.
     Üçüncü ilke eşitlik ve tarafsızlık ilkesidir. Kamu hizmetlerinin uygulanırken hiçbir şekilde haksız uygulamaya gidemeyeceğini anlatan ilkedir. Gerçek veya tüzel kişiler kamu hizmetleri karşısında eşittir. Ayrıca kamu tüzel kişileri hiçbir ayrım gözetmeden faaliyetlerini tarafsız uygulamalıdır. Bu faaliyetlerde laiklik ilkesini de göz önünde bulundurmalıdır.  Bu eşitlik ilkesini yazımın sonunda daha ayrıntılı işleyeceğim.
     Dördüncü ilke bedelsizlik ilkesidir. Bu ilke istisnai bir ilkedir çünkü anayasa tarafından ayrıca belirtilmeyen durumlarda idare, kamu hizmeti için halktan ücret talep edebilir. Ancak bu ücret kar amacı gütmekten çok hizmet bedeli olarak alınmaktadır. Devletin anayasa ile belirttiği özel durumlara bir örnek vermek gerekirse ilköğretimin devlet okullarında parasız olduğunu söyleyebiliriz.
     
Kamu Hizmetlerinin Kurulması ve Kaldırılması   
     Kamu hizmetleri kurulurken iki ayrım vardır. Milli kamu hizmetleri ancak kanun ile kurulabilir bu yüzden kurma yetkisi yasama organına aittir.  Mahalli kamu hizmetleri ise kanuna ihtiyaç duyulmaksızın kurulabilir. Bunları kurma yetkisi ise mahalli idarelere aittir. Yetkide paralellik ilkesine dayanarak kurulmuş olan kamu hizmeti yine kuran tarafından kaldırılabilir.
Kamu Hizmetlerinin İşletilme Usulleri
     Emanet usulü, bir kamu hizmetinin bir kamu tüzel kişisi tarafından doğrudan doğruya işletilmesi usulüdür. Merkezi idarenin yürüttüğü idari kamu hizmetlerinin önemli bir kısmı emanet usulüyle işletilir. Güvenlik, sağlık hizmetleri, adalet hizmetleri gibi. Ayrıca kamu hizmeti , hizmetten sorumlu kamu idaresi malvarlığı ile yürütülür.
     Kamu kurumu usulü, kamu idaresi tarafından kendi alanına giren bir kamu hizmetini işletmesi için ayrı bir kamu tüzel kişisi oluşturup ona devretmesidir.  Bu kamu tüzel kişileri sadece özgülendikleri alanda faaliyet gösterebilir.
     Tek taraflı görevlendirme, Kamu idaresi sorumlu olduğu bir kamu hizmetini tek taraflı bir sözleşme ile özel hukuk kişisine verebilir. Bu idareler bunu iki türlü yapabilirler. Hâlihazırda bulunan özel hukuk kişilerine devredebilirler ya da kendi kurdurdukları özel hukuk kişisine devredebilirler. Buna ek olarak Türkiye’de kamuya yararlı derneklerin Bakanlar kurulu tarafından kamuya yararlı dernek sayma kararıyla kamu hizmeti yürütmekle görevlendirildiğini bilmekte fayda var.
     Akdi görevlendirme, Kamu hizmetinin sözleşmeyle görevlendirilen özel hukuk kişisi tarafından işletilmesi usulüdür. Eğer özel hukuk kişisi kullanıcılardan alacağı ücret karşılığında kendi yarar ve zararına kamu hizmetini alıp işletiyorsa bu imtiyaz usulü olur.  Bu imtiyaz genellikle 40-50 yıl için verilir daha sonra kamu hizmeti kamu tüzel kişiliğine geçer.
     Özel kamu kişisi kamu idaresine belli bir ücret ödemek karşılığı ile bir kamu hizmetini kendi kar ve zararına işletiyorsa bu da iltizam usulü kapsamında gerçekleşir. Özel hukuk kişileri ayrıca kullanıcılardan da ücret alır.
     Müşterek emanet usulünde ise bir özel kişinin idareyle yaptığı bir sözleşme gereğince, gerçekleştirilen hasılat üzerinden bir gelir karşılığında, kâr ve zararı idareye ait olmak üzere idare adına kamu hizmetini işletmesi usulüdür.
     Son olarak vekalet usulü ise bir özel hukuk kişisi götürü bir gelir karşılığında kamu idaresi hesabına ( kar-zarar kamu idaresine ait) bir kamu hizmetini işletmesidir.


     Konuyu özetleyecek olursak kamu hizmeti faaliyeti kamu yararı güden ve kamu tüzel kişileri tarafınca hayata geçirilmiş faaliyetlerdir. Bu kamu hizmetleri daha modern toplumların inşası için büyük bir altyapı oluşturmaktadır. Sosyal devlet anlayışına uygun olarak hizmet veren kamu tüzel kişileri birçok usul ve ilkeler ile bunu gerçekleştirmektedir.
     Kamu hizmetinin ilkelerine baktığımız zaman toplum yararı için düzenlenmiş ilkeler olduğunu görürüz ancak bazı ilkeleri objektif olarak incelersek ne yazık ki ülkemizde henüz gerçeklik payının olmadığın söyleyebiliriz. Devamlılık ve değişebilirlik ilkesi ne kadar yolunda ilerliyorsa eşitlik ve tarafsızlık ilkesi o denli geri kalmıştır.
    Birçok ülkede de yaşanan en büyük problemlerden biri olan adaletsizlik ve taraf tutma konusu ne yazık ki Türkiye’nin de yaşadığı büyük bir problemdir. Üst düzey yöneticilere ve gelir seviyesi yüksek insanlara uygulanan çifte standartlar ve yapılan siyasi, dini ve etnik ayrımlar ne yazık ki Türkiye’nin çözmesi gereken problemlerin başında gelmektedir.
     Bunu dışında ilerleyen konularda gördüğümüz kamu hizmetinin işletilmesi usulleri var olan kamu hizmetlerinin daha belirgin kanunlarla işletilmesine olanak sağlamıştır. Ayrıca özel kamu kişileriyle yapılan işbirliği kamuya daha kaliteli hizmet sunmuştur.

                                                                                  Ayşenur Bağlı














  KAYNAKÇA

-          Gözler ve Kaplan (2015),  İdare Hukukuna Giriş, Bursa, Ekin basın yayın dağıtım
-          Karahanoğulları (2013), Kamu Hizmetleri Kavramı ve Kamu Hizmetleri Alanında Yeni Eğilimler
-          Erkan (2015) , Kamu Hizmeti Nedir?
-          Çırakman, Kamu Hizmeti


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder