11 Temmuz 2016 Pazartesi

Srebrenitsa Katliamı

   


    2. Dünya Savaşının Dünyamızda bıraktığı en büyük izlerden biriside Boşnak Katliamıdır. Akıl almaz derecede insanlık dışı gerçekleşen bu katliamın tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş olması da bu katliamın bir kez daha ne kadar unutulmaması gerektiğini bize hatırlatır. 
     Yıl 1992. Sovyetler birliğinin dağılmasıyla birçok ülke bağımsızlığını almaya başlamıştı. Bosna-Hersek'in Yugoslavya'dan ayrılmasıyla birlikte ise 3 yıl devam edecek ve bu süre içerisinde binlerce insan hayatını kaybedecekti.
      Bu savaş devam ederken 1995 yılında yaşanan Srebrenitsa Katliamı ise etkisi hala devam eden ve asla unutulmayacak olandır.  
      Nisan 1993’de, BMGK Srebrenica’yı güvenli bölge olarak ilan etti ve bölgeye yönelik her türlü silahlı saldırıyı yasakladı. Ancak bu yasağa uyan olmadı. Sırplar ülkenin çeşitli yerlerine saldırmaya devam ettiler. Temmuz 1995te Radko Miladiç komutasında ki sırplar Srebrenitsa Bölgesine girdiler ve tamamen silahsız ve savunmasız olan Bosnalı Müslümanları katlettiler. 
      Bu bölgede ki insanların ellerinde kendilerini savunacak hiçbir şeyleri yoktu çünkü bu bölge güvenli bölge olarak ilan edilmiş tüm silahlar toplanmıştı. Onları koruması için sadece 400 Hollandalı asker verilmişti ancak onlar ya kaçtı yada rehin alındı. Aslında çoğu kaynak sırplarla iş birliği yaptıklarını söyler. Kadınlara ve çocuklara çeşitli eziyetler yaptılar bir kısmını bölgeden tahliye ettiler. Geriye kalan erkeklerin hepsini öldürdüler.
      Bu katliam hakkında daha detaylı araştırmalar yaparak makaleler okumanızı tavsiye ediyorum. Kısaca bilmeyenler için bu katliamın ne olduğunu anlatmak istedim. Sırplar tarafından Müslümanlara karşı gerçekleştirilen bu vahşetin ayrıntılarını okuduğunuzda eminim sizlerde en az benim kadar derin bir üzüntü duyacaksınız. 
     Bosnalı kardeşlerimizin başı sağ olsun...





22 Haziran 2016 Çarşamba

Kısaca Terörizm İncelemesi

 
 


    Terörizm yenidünya düzeninde karşımıza çıkan en büyük uluslararası problemlerden birisidir. Küreselleşen dünyanın getirdiği en büyük artılardan biri olan kesintisiz iletişim ağı bu sefer terörizmle birlikte karşımıza eksi bir yan olarak çıkmakta. Günümüzde terörist grupların kendi içlerinde kurmuş oldukları ağ onların kolayca güçlenmesinde etkili bir rol oynamakta.
    Peki terörizm nedir? Terörizm; siyasal, dinsel veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere ve resmî yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren davranıştır.  Terörist gruplar amaçlarına ulaşmak için çeşitli eylemlere başvururlar.  Bunlar genellikle sivil halka yönelik olur.
     Terörizmi bireysel ve devlet destekli olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Bireysel terörizm belli bir toplumsal sınıfın taleplerini ya da belli bir etnik grubun sesini duyurmak amacıyla başlamıştır. Devlet destekli terörizm ise devletin başka terör örgütlerini desteklemesi veya kendi halkı ya da başka halklar üzerinde baskı uygulamasıdır.
     Terörizme sebep olan birçok neden vardır. Bireysel terörizm de kişilerin psikolojik rahatsızlıkları olabileceği gibi toplumda bir yer edinme yada ruhsal tatminler için terör eylemi gerçekleştirebilirler. Bunun yanında sınıf farklılıkları, dini ve mezhepsel farklılıklar, adaletsiz ekonomik gelir, ideolojik ayrılıklar ve etnik bölünmeler gibi sebeplerde teröre zemin hazırlar.
    Dünya devletleri çeşitli platformlarda teröre karşı birlikte hareket etme planı yapmışlardır. Terörist gruplara karşı koymak , banka hesaplarını izlemek , ülke giriş çıkış kontrolleri gibi.
    Geçmişten günümüze gerçekleşmiş belli başlı terör olaylarına örnek verecek olursak ; Sihler’in 1985 te Hindistan’da uçak düşürme olayı,  İran-Abadan kentinde sinema salonuna yapılan saldırı (400 sivil hayatını kaybetti) , 1995’te Oklahoma City’deki Federal binaya düzenlenen saldırı , 1996 Atlanta Olimpiyatları saldırısı, 1998’de El-Kaide tarafından ABD’nin Tanzanya ve Kenya’daki Büyükelçiliklerine düzenlenen saldırılar, 11 Eylül 2001 ‘de ABD- Pentagon’a yapılan saldırı, 2003 yılında İstanbul’daki Sinangog , İngiliz Büyükelçiliği ve HSBC Bankasına düzenlenen saldırılar ( El-Kaide), İspanya-Madrid ‘te 2004 yılında tren istasyonuna saldırı (El-Kaide), Hindistan –Bombay’da 2008 ‘de düzenlenen saldırı, 2015 Paris saldırıları (IŞİD), 2015-2016 Ankara Saldırıları (IŞİD).
     Yukarıda şimdiye kadar gerçekleşen terör saldırılarının çok küçük kısmı yer almakta. Terör dünyamızda etkisini gittikçe arttırıyor. Özellikle son birkaç yıldır Ortadoğu’da şiddetli terör olayları devam etmekte. IŞİD ve El-Kaide gibi örgütlerin yanında PKK ve uzantıları da etkisini bölgede hissettiriyor.  Bunun yanında son zamanlarda gerçekleşen terör saldırıları Ortadoğu’nun sınırlarını çoktan aştı. Güvenli olarak nitelendirdiğimiz Avrupa ülkeleri bile terörden nasibini aldı.
     Buna en önemli örneği IŞİD’in Belçika'da 24 Mayıs 2014 yılında yaptığı terör saldırısının ardından yine 22 Mart 2016 tarihinde eş zamanlı olarak Brüksel’in çeşitli yerlerinde gerçekleştirdiği terör olaylarıdır.  Ve bugün Avrupa’nın en merkezi ve güvenli ülkelerinden biri olarak nitelendirebileceğimiz bir ülkenin terör karşısında nasıl zayıf kaldığını anlamış olduk.
     Tüm bu örneklere bakıldığında ne kadar önlem alınırsa alınsın terör eylemlerinin tamamen durdurmanın ne kadar zor olduğunu görmüş olduk. Türkiye’de son bir yılda birçok patlama gerçekleşti bunların yarısından çoğu da canlı bombalar tarafından gerçekleştirildi. (2) Aynı zamanda ülkenin doğusunda PKK terör örgütüyle devam eden çatışmalarda birçok askerimiz şehit oldu. 
     Yaşanan bu trajedinin maalesef Türkiye açısından tek başına çözmesi imkansız bir düğüm olduğunu düşünüyorum. Bulunduğu konum noktasıyla IŞİD ile de yakın ilişkiler içinde kalan Türkiye PKK’yı da tam manasıyla bitirmek istiyorsa özellikle Ortadoğu’daki devletlerinde desteğini almalı.
     Konuyu toparlayacak olursak terör dünya gündeminin en büyük problemlerinden birisi ve özellikle üçüncü dünya devletlerinin kendilerini ifade etmelerinin en güçlü yolu. Bu yolu kesmek için diğer devletlerin realist yaklaşımlarından sıyrılıp küresel yönetişim ile bu sorunun üstesinden gelmeye çalışmaları gerekmektedir.
      
                                                                                                                                                                                                                                                  Ayşenur Bağlı



1.       Arı, Tayyar ,2011,Uluslar arası İlişkiler ve Dış Politika   
2.       https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye-I%C5%9E%C4%B0D_%C3%A7at%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1#.C3.87at.C4.B1.C5.9Fmalar

3.       Fendoğlu , Hasan Tahsin , “ULUSLARARASI BELGELERDE TERÖRİZM” (2000)

12 Haziran 2016 Pazar

Özgeçmiş Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler



 Özgeçmiş deyip  geçmemek lazım. Bizi hiç tanımayan insanlara en kısa zamanda en etkili şekilde kendimizi tanıtmamıza imkan sağlayan belgedir öz geçmiş belgesi. Bunun için en küçük ayrıntısına kadar dikkatli doldurmamız gerekir. Belli başlı kalıpları yerine getirdikten sonra ise özgeçmişimiz tamamlanmış olur.

1. Doğru Bilgi
 Ne olursa olsun öz geçmişinizde doğruları anlatın. Yanlış bir bilgi er yada geç ortaya çıkacaktır ve sonradan daha büyük problemleri de beraberinde getirecektir. Bu yüzden asla dürüstlükten ayrılmıyoruz.

2. Düzen
 Karman çorman bir özgeçmişi hiç kimse okumak istemez. Özgeçmişin belli bir kalıbı vardır ama belli bir düzeni yoktur. Şöyle ki siz başvurduğunuz pozisyona göre düzeninde oynama yapabilirsiniz. Eğer yeni mezunsanız okulunuzu ön plana çıkarırsınız ama tecrübeliyseniz çalıştığınız iş yerlerinden bahsedersiniz. Ama ne olursa olsun tüm bilgiler tasnif edilmiş olmalı. Kağıda bakan kişi aradığını ilgili başlıkta bulabilmeli.

3. Kritik Bilgiler
 Son olarak özgeçmişinizde bulunduğunuz tüm faaliyetleri ilgili ilgisiz yazmanızı önermiyorum. Yine başvuracağınız pozisyona göre bir tema oluşturup birbirini destekler nitelikte bilgiler sunmalısınız. Çok aktif biriyseniz özellikle buna dikkat etmelisiniz çünkü konferanslara, seminerlere ve projelere katılmak sizin için sıradan bir şeydir ve bunu özgeçmişinizde tüm ayrıntılarıyla yansıtmanız olanaksızdır . Bu yüzden içlerinden en prestijli ve sürekliliği olanlarını seçin ve özgeçmişinizde sergileyin.


 Genel olarak bu anlattıklarıma uygun bir özgeçmiş hazırlarsanız hem karşı tarafın iş yükünü hafifletmiş olursunuz hemde artı puan kazanırsınız.
 İş yaşamınızda başarılar.




Kolluk Hizmeti

    Bugün idari hukuk içinde bulunan kolluk hizmetleri konusunu inceleyeceğiz. 
    Kamu düzenini sağlamaya yönelik düzenlenen kamu faaliyetlerine kolluk hizmeti diyoruz.  Bu faaliyetlerin amacı kamu düzenini sağlamak ve korumaktır.  Kamu düzeni ise kişilerin güvenlik, huzur ve sağlık içinde yaşamaları ile sağlanır.
     Kolluk faaliyetini iki alana ayrılır, birincisi idari kolluk, ikincisi adli kolluk. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere bu iki kolluk faaliyetinin nitelikleri birbirinden farklıdır. İdari kolluk kamu düzeninin bozulmasını önleme amaçlı faaliyetlerde bulunurken adli kolluk kamu düzenini bozan fiilleri cezalandırır. Ayrıca bu fiilleri bastırma faaliyetlerinde de yine adli kolluklar görevlidir.
    Ayrıca eğer yürütülen kolluk faaliyeti belirli bir suça yönelik yürütülüyorsa burada adli kolluk vardır. Çünkü bu suç işlenmiş ve faillerinin yakalanarak cezalandırılması işlemleri için çalışmalar yürütülmekte olur. Ancak ortada işlenmiş bir suç olmadığı halde bu kolluk faaliyeti yürütülüyorsa buda önlem amaçlı olduğundan dolayı idari kolluk faaliyet alanına girer.
    İdari kolluk hakkında bilmemiz gereken özelliklerden biride kolluk yetkisinin devredilemez oluşudur.  Ayrıca bu işlemler tek taraflıdır. Kolluk makamları sözleşmeler yapamaz. Son olarak kolluk işlemleri her zaman geri alınabilir.
     İdari kolluk genel idari kolluk ve özel idari kolluk olmak üzere ikiye ayrılır. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere genel idari kolluk kamu düzenini sağlamak amacıyla her alana da yetkili olan kolluktur. Özel idari kolluk ise belirli bir faaliyet kategorisinde yetkilidirler. Özel idari kolluğa örnek olarak Av kolluğu, imar kolluğu veya gümrük kolluğunu örnek verebiliriz.
     Genel idari kolluk geniş yetki alanına sahiptir bu yüzden kendi içerisinde de ikiye ayrılır; devlet kolluğu ve mahalli idare kolluğu.  Devlet kolluğu polis ve jandarma olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu iki birim arasındaki görev dağılımı ise yer koşuluna göre yapılmıştır. İl ve ilçe sınırları içerisinde bulunmayan ya da polis teşkilatı barındırmayan yerler jandarmanın görev yerleridir. Mahalli idare kolluğu ise il özel idaresi kolluğu, belediye kolluğu ve köy kolluğu olmak üzere üçe ayrılır. Belediye kolluk personeli zabıtadır. Köy kulluk personeli ise köy korucusudur.
    Kolluk usullerini inceleyecek olursak, kamu düzenini korumak amacıyla öngörülmüş bu usuller üçe ayrılır. Serbestlik usulü, izin usulü ve bildirim usulü. Serbestlik usulüne göre bireyler herhangi bir fiilden önce izin almak zorunda değildir. Yaptığı faaliyetin tüm sorumlulukları kendine aittir ama dediğim gibi bunu bildirmek zorunda değildir. Bu mesele 2911 numaralı kanunun birinci bölüm 3. Maddesinde şöyle ifade edilmiştir; Herkes, önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
    İzin usulüne önleyici sistem olarak bakabiliriz. Kamu düzeni açısından tehlikeli görülen bazı faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi için ilgili kolluk makamlarından izin alınması gerekilir. Örneğin araç kullanabilmek için ehliyet almak zorunda olmamız önleyici usule örnek verilebilir.
    Son olarak bildirim usulünde faaliyet öncesi ilgili kolluk makamlarına haber verilir. Makamlarca ‘alındı belgesi’ verildikten sonra faaliyet sorunsuzca gerçekleştirilir. Kolluk makamları faaliyet öncesinde gerekli tedbirleri alır.
     Kolluk yetkilerinin yetersiz kaldığı olağanüstü hallerde kolluk yetkisinin genişletilmesi yoluna gidilir. Bu olağanüstü yönetim usulleri ikiye ayrılır ; olağanüstü hal ve sıkıyönetim.
     Olağanüstü hal durumunda geçici olarak vatandaşların  temel hak ve özgürlüklerini kısmen yada tamamen durdurabilir yada vatandaşlara para mal ve çalışma yükümlülükleri verilebilir. Kolluk yetkilileri bu düzenin sağlanmasından sorumlu olur. Olağanüstü hale sebep olarak doğal afetler , ekonomik bunalımlar yada yaygın şiddet olayları sayılabilir.
     Sıkıyönetim , vatandaşların hak ve özgürlüklerini kısmen veya tamamen  durduran ve kolluk yetkilerinin askeri makamlara geçmesi sonucunu doğuran bir olağanüstü yönetim usulüdür.  Sıkıyönetim sebeplerine örnek olarak savaş hali, ayaklanma çıkması ve ülkenin ve milletin bölünmezliğini tehlikeye sokan durumları gösterebiliriz.  Sıkıyönetim ilanı sonucunda bazı suçların yargılanması da askeri mahkemelerin görev alanına girmiş olur. 

11 Haziran 2016 Cumartesi

Kamu Hizmeti Kavramı ve İşletilme Usulleri

    
     Kamu hizmeti ve işletilme usulleri birçok hukukçu tarafından birçok kez ele alınmış bir konudur. Bu makale de bu hukukçuların bize anlattıklarının ışığında kamu hizmetini yorumlayacağız. Öncelikle kamu hizmetinin tanımını yapmamız gerekirse; Kamu hizmeti, bir kamu tüzel kişisi tarafından üstlenilen ve doğrudan doğruya onun tarafından veya onun görevlendirilmesi ve denetimi altında bir özel kişi tarafından yürütülen kamu yararı amacına yönelik faaliyetlerdir. Tanıma dikkat ettiğimiz zaman faaliyetin kamu hizmeti olarak kabul edilebilmesi için bazı şartları taşıması gerektiğini görüyoruz.
     En önemli şart faaliyetin kamu yararı içermesidir. Günümüzde birçok faaliyet bir kamu tüzel kişisi tarafından yürütülse bile kamu yararı içermeyebilir buda onu dolayısıyla kamu hizmeti kategorisinden çıkarmış olur. Bu konuya örnek verecek olursak belediyeler tarafından bir arazinin ya da belediyeye ait herhangi bir yerin özel hukuk kişisine kiralanması bir kamu hizmeti değildir. Bunun sebebi kamu yararına bir faaliyetin gerçekleşmemiş olmasıdır bu belediyeye bir gelir sağlayacaktır.
     Ayrıca kamu tüzel kişilerinin kendi çıkarlarını gözeterek yaptığı işlemlerde kamu hizmeti olarak kabul edilmez. Farz-ı misal şans ve talih oyunları gibi faaliyetler kamu tüzel kişisi tarafından gerçekleştirilse bile kamu yararı sağlamadığı için kamu hizmeti sayılmaz.
     Diğer bir şart ise faaliyetin bir kamu tüzel kişisi ya da onun denetimi altında olan bir özel hukuk kişisi tarafından yürütülmesidir. Peki kamu tüzel kişisi kimdir?  Kamu tüzel kişiliği, kanunla ya da kanunun açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak kurulan, üstün ve ayrıcalıklı yetkilerle donatılmış, malları, gelirleri ve personeli ayrı bir statüye tabi tutulmuş kuruluşlardır. Belediyeler, Yükseköğretim Kurumları (Üniversiteler) ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nu örnek olarak gösterebiliriz.
     Bu şarta baktığımız zaman yürütülen faaliyet kamu yararı içerse bile eğer kamu tüzel kişiliği tarafından yürütülmemişse kamu hizmeti sayılmaz.  Örneğin mahalle yönetimi tarafından yürütülen bir kamu hizmeti faaliyeti kamu tüzel kişiliği tarafından yürütülme ilkesini karşılamadığı için kamu hizmeti sayılmaz.
     Özel hukuk kişisi bir kamu hizmeti faaliyeti yürütüyorsa bu faaliyetin kamu hizmeti sayılabilmesi için mutlaka bir kamu tüzel kişisinden aldığı izinle ve onun denetimi altında bunu yürütmelidir. Yukarıda kamu tüzel kişisi olarak Yüksek öğretim kurumlarını vermiştik, buna dayanarak özel hukuk kişisi olarak özel üniversiteleri örnek olarak verebiliriz.
     Eğer özel hukuk kişisi hiçbir kamu tüzel kişisi ile bağ kurmadan kendi karar verme yetkisi ile bir kamu hizmeti faaliyeti yürütüyorsa bu kamu hizmeti sayılmaz. Örneğin hayırsever bir vatandaşın ramazanda iftar çadırı kurdurması her ne kadar kamu hizmeti amacı gütse de kamu tüzel kişiliği olan belediye tarafından yapılmadığı için kamu hizmeti faaliyeti olarak kabul edilmez.
Kamu Hizmetleri Ayrımı
     Diğer bir konu ise kamu hizmetlerinin kendi arasında ikiye ayrılıyor olmasıdır; idari kamu hizmetleri ve sınai-ticari kamu hizmetleri.  Ancak hemen belirtmek isterim ki bir kamu hizmetinin idari kamu hizmeti olması bir kuraldır. Sınai ve ticari kamu hizmeti olma durumu bir istisnadır. Bu istisnanın gerçekleşmesi için bir kamu hizmetinin aynı anda üç şartı yerine getirmesi gerekir birini bile yerine getirmiyorsa bu hizmet idari kamu hizmeti kabul edilir. Bu şartlar ise şunlardır; Konu şartı, finansman biçimi şartı ve işletme usulü şartı.
     Bu ikiye ayrım kamu hizmetlerinin tek bir hukuki işleme tabi olmasına mani olur. Şöyle ki idari kamu hizmetleri kamu hukukuna tabidir ve uyuşmazlıklar idari yargıda karara bağlanır; sınai ve ticari kamu hizmetleri is kural olarak özel hukuka tabi olur ve adli yargıda yargılanır.
Kamu Hizmetleri İlkeleri
     İncelememiz gereken diğer bir konu ise kamu hizmeti ilkeleridir.  Bu ilkeleri tek tek ele alacağız. En önemli ilkelerden biri devamlılık ilkesidir. Bu ilke kamu hizmetinin aksamasından doğan zararları önlemeyi amaçlar.  Kamu hizmetleri düzenli ve sürekli bir şekilde devam etmek zorundadır. Memurlar için konulmuş grev yasağı bu ilkeye dayanır.
     İkinci bir ilke değişkenlik ilkesidir.  Toplumlarda; toplumsal, ekonomik ve teknolojik şartlar değişkenlik gösterebilir. Yeni yaşanan olaylar yeni teknolojiler ve zamanın gereklilikleri bazı uygulanan hizmetlerin değişimini zorunlu kılar. Bu sebeple buna uyum ilkesi de diyebiliriz . Örnek olarak da belediyelere bağlı olan itfaiye birimlerinde ki değişimi gösterebiliriz.  Önceden kullanılan tulumbaların yerini artık modern itfaiye araçları almış durumda.
     Üçüncü ilke eşitlik ve tarafsızlık ilkesidir. Kamu hizmetlerinin uygulanırken hiçbir şekilde haksız uygulamaya gidemeyeceğini anlatan ilkedir. Gerçek veya tüzel kişiler kamu hizmetleri karşısında eşittir. Ayrıca kamu tüzel kişileri hiçbir ayrım gözetmeden faaliyetlerini tarafsız uygulamalıdır. Bu faaliyetlerde laiklik ilkesini de göz önünde bulundurmalıdır.  Bu eşitlik ilkesini yazımın sonunda daha ayrıntılı işleyeceğim.
     Dördüncü ilke bedelsizlik ilkesidir. Bu ilke istisnai bir ilkedir çünkü anayasa tarafından ayrıca belirtilmeyen durumlarda idare, kamu hizmeti için halktan ücret talep edebilir. Ancak bu ücret kar amacı gütmekten çok hizmet bedeli olarak alınmaktadır. Devletin anayasa ile belirttiği özel durumlara bir örnek vermek gerekirse ilköğretimin devlet okullarında parasız olduğunu söyleyebiliriz.
     
Kamu Hizmetlerinin Kurulması ve Kaldırılması   
     Kamu hizmetleri kurulurken iki ayrım vardır. Milli kamu hizmetleri ancak kanun ile kurulabilir bu yüzden kurma yetkisi yasama organına aittir.  Mahalli kamu hizmetleri ise kanuna ihtiyaç duyulmaksızın kurulabilir. Bunları kurma yetkisi ise mahalli idarelere aittir. Yetkide paralellik ilkesine dayanarak kurulmuş olan kamu hizmeti yine kuran tarafından kaldırılabilir.
Kamu Hizmetlerinin İşletilme Usulleri
     Emanet usulü, bir kamu hizmetinin bir kamu tüzel kişisi tarafından doğrudan doğruya işletilmesi usulüdür. Merkezi idarenin yürüttüğü idari kamu hizmetlerinin önemli bir kısmı emanet usulüyle işletilir. Güvenlik, sağlık hizmetleri, adalet hizmetleri gibi. Ayrıca kamu hizmeti , hizmetten sorumlu kamu idaresi malvarlığı ile yürütülür.
     Kamu kurumu usulü, kamu idaresi tarafından kendi alanına giren bir kamu hizmetini işletmesi için ayrı bir kamu tüzel kişisi oluşturup ona devretmesidir.  Bu kamu tüzel kişileri sadece özgülendikleri alanda faaliyet gösterebilir.
     Tek taraflı görevlendirme, Kamu idaresi sorumlu olduğu bir kamu hizmetini tek taraflı bir sözleşme ile özel hukuk kişisine verebilir. Bu idareler bunu iki türlü yapabilirler. Hâlihazırda bulunan özel hukuk kişilerine devredebilirler ya da kendi kurdurdukları özel hukuk kişisine devredebilirler. Buna ek olarak Türkiye’de kamuya yararlı derneklerin Bakanlar kurulu tarafından kamuya yararlı dernek sayma kararıyla kamu hizmeti yürütmekle görevlendirildiğini bilmekte fayda var.
     Akdi görevlendirme, Kamu hizmetinin sözleşmeyle görevlendirilen özel hukuk kişisi tarafından işletilmesi usulüdür. Eğer özel hukuk kişisi kullanıcılardan alacağı ücret karşılığında kendi yarar ve zararına kamu hizmetini alıp işletiyorsa bu imtiyaz usulü olur.  Bu imtiyaz genellikle 40-50 yıl için verilir daha sonra kamu hizmeti kamu tüzel kişiliğine geçer.
     Özel kamu kişisi kamu idaresine belli bir ücret ödemek karşılığı ile bir kamu hizmetini kendi kar ve zararına işletiyorsa bu da iltizam usulü kapsamında gerçekleşir. Özel hukuk kişileri ayrıca kullanıcılardan da ücret alır.
     Müşterek emanet usulünde ise bir özel kişinin idareyle yaptığı bir sözleşme gereğince, gerçekleştirilen hasılat üzerinden bir gelir karşılığında, kâr ve zararı idareye ait olmak üzere idare adına kamu hizmetini işletmesi usulüdür.
     Son olarak vekalet usulü ise bir özel hukuk kişisi götürü bir gelir karşılığında kamu idaresi hesabına ( kar-zarar kamu idaresine ait) bir kamu hizmetini işletmesidir.


     Konuyu özetleyecek olursak kamu hizmeti faaliyeti kamu yararı güden ve kamu tüzel kişileri tarafınca hayata geçirilmiş faaliyetlerdir. Bu kamu hizmetleri daha modern toplumların inşası için büyük bir altyapı oluşturmaktadır. Sosyal devlet anlayışına uygun olarak hizmet veren kamu tüzel kişileri birçok usul ve ilkeler ile bunu gerçekleştirmektedir.
     Kamu hizmetinin ilkelerine baktığımız zaman toplum yararı için düzenlenmiş ilkeler olduğunu görürüz ancak bazı ilkeleri objektif olarak incelersek ne yazık ki ülkemizde henüz gerçeklik payının olmadığın söyleyebiliriz. Devamlılık ve değişebilirlik ilkesi ne kadar yolunda ilerliyorsa eşitlik ve tarafsızlık ilkesi o denli geri kalmıştır.
    Birçok ülkede de yaşanan en büyük problemlerden biri olan adaletsizlik ve taraf tutma konusu ne yazık ki Türkiye’nin de yaşadığı büyük bir problemdir. Üst düzey yöneticilere ve gelir seviyesi yüksek insanlara uygulanan çifte standartlar ve yapılan siyasi, dini ve etnik ayrımlar ne yazık ki Türkiye’nin çözmesi gereken problemlerin başında gelmektedir.
     Bunu dışında ilerleyen konularda gördüğümüz kamu hizmetinin işletilmesi usulleri var olan kamu hizmetlerinin daha belirgin kanunlarla işletilmesine olanak sağlamıştır. Ayrıca özel kamu kişileriyle yapılan işbirliği kamuya daha kaliteli hizmet sunmuştur.

                                                                                  Ayşenur Bağlı














  KAYNAKÇA

-          Gözler ve Kaplan (2015),  İdare Hukukuna Giriş, Bursa, Ekin basın yayın dağıtım
-          Karahanoğulları (2013), Kamu Hizmetleri Kavramı ve Kamu Hizmetleri Alanında Yeni Eğilimler
-          Erkan (2015) , Kamu Hizmeti Nedir?
-          Çırakman, Kamu Hizmeti


9 Haziran 2016 Perşembe

Mutlaka Bilmeniz Gerekenler

  Merhaba Uluslararası İlişkiler bölümünü okumak isteyen, halihazırda okuyan yada okuyup bitirmiş genç mezun arkadaşlarım. Hepinize merhaba.
   Bölüm hakkında genel bir taslak oluşturup hızlıca iş imkanlarına geçeceğim. Öncelikle kendinize şu soruyu sorun , neden uluslararası ilişkiler ? Bu sorunun cevabını mantıklı bir şekilde verebiliyorsanız diğer kısımlara geçelim. Yok sadece adı güzel , başka bölüm yok vb cümleler kuruyorsanız daha fazla meslek araştırmanızı tavsiye ederim. En azından hedefi olmayan bir insanın gireceği son İİBF bölümü diyebilirim bu bölüm için.
   Siyaset, hukuk , sosyoloji ,tarih,politika ,ekonomi ve coğrafya gibi konulara ilginiz varsa bu bölümü tercih etmelisiniz. Uluslararası İlişkiler bölümü birçok farklı disiplini bir arada bulundurur ve hepsini harmanlamanızı ister. Özellikle üniversite tercihi yapan kişiler bu noktada her üniversitede okutulan derslere göz atıp öyle tercih yapmalı.
   İkinci olarak okuduğunuz üniversite size hedefinize giden yolda tüm kapıları hem açabilir hem kapatabilir. Şöyle ki hayalleriniz  Dış işleri bakanlığından geçiyorsa en prestijli üniversiteler sizi hedefinize daha rahat ulaştırır. Okuduğunuz üniversiteye göre çalışma alanlarınızda değişecektir. Tabiki istisnalar var ama kaideyi bozmaz değil mi?
   Her mesleğe göre tek tek yapılması gerekenleri yazmam imkansız ancak size herkesin mutlaka yapması gerekenleri yazacağım. Tabi ki bunlar benim doğrularım eleştiriye açığım.
    Öncelikle hangi mesleği düşünürseniz düşünün ortalama çok önemli bunu bilin. Ben bunu 3. sınıfta anladım ve çok geçti. En başından işi sıkı tutun. İlk önce öğrenci olduğunuzu unutmayın.
    İkinci olarak İngilizce. Üniversite mezunu olmak artık maharet sayılmıyor . Aynı şekilde ingilizce bilmekte. İnsanlar İngilizcenin yanına 2-3 tane daha koymuş sizi sollamaya hazır bilginiz olsun. En azından bu dili anadiliniz gibi öğrenmeye bakın.
    Son olarak sosyallik. Artık iletişim çağındayız. Kendinizi eve kapatıp derslere verin demiyorum asla. Dengeyi tutturun. En az bir kurumda gönüllü çalışın. Üniversite kulüplerinde aktif olun. Mezun olduktan sonra hatırlayacağınız en güzel anıları ve dostlukları bu sayede elde edeceksiniz. Özellikle sosyal sorumluluk projeleri benim için çok önemli. Çünkü orada hiç bir çıkar gözetmeden bulunan birçok insanla tanışıyor ve yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım ediyorsunuz. Bunun verdiği his hala insanlığın ölmediğine şahit olmanın mutluluğu oluyor.
    Gelelim iş imkanlarına.
Özel Sektör
Piyasada uluslararası ilişkiler mezunu aranıyor diye bir ilan göremezsiniz. Eğer özel sektörde çalışmayı düşünüyorsanız işiniz zor. Başka bölümlere özellikle işletme bölümüme yamanmaya başlarsınız. En fazla dış ticaret yapan firmalara gidebilirsiniz buda yabancı dilinize bağlı. Şirketlerin istediği finans ekonomi vb bilgilerine sahip değiliz maalesef. Biz sadece ülkelerin ekonomilerini biliriz. Bu yüzden bu açığı ancak stajla doldurabilirsiniz.
Düşünce Kuruluşları
     Bölümle ilgili düşünce kuruluşlarında çalışabilirsiniz. Birçok kuruluş var ama herkese yetecek istihdam alanı maalesef yok. Yine önceliği stajlarla kazanabilirsiniz. Buralarda çalışmak sizi daha mutlu eder ayrıca, çünkü 4 yıl boyunca edindiğiniz bilgileri kullanabilirsiniz.
Devlet 
   Devlette iki seçeneğiniz var. A ve B grubu KPSS . A grubu yani alan sınavı bakanlıklarda üst düzey memur olmanıza açılan kapıdır. B grubu is düz memur demek. Gönül A grubunu ister ama belirtmeliyim ki kriterleri çok yüksek bu yüzden B yi de küçümsemeyin.
STK
  Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalışabilirsiniz ama düşük maaş + fazlaca yorgunluk demektir STK genel olarak. Unutmayın.
Akademi
  Ortalamanızı yüksek tuttuysanız . Başarılı ve düzgün ahlaklı bir öğrenci olmayı da başarmışsanız araştırma görevlisi olarak okulda kalmayı da düşünebilirsiniz. Bölümü seviyorsanız yorulmazsınız ama unutmayın bir ömür öğrenci olarak yaşayacaksınız.

Tüm bunların yanında hepsine ortalama düzeyde sahipseniz ve birazda şansınız varsa sizi iyi yerlerde görebiliriz diyor yazıma burada son veriyorum.

Zaman ayırdığınız için teşekkürler, umarım faydalı olabilmişimdir.